YAŞIYAH

2009-05-01 15:33:00

Sen meni sev,men seni sevim Sen menim için yan, Men seni severah,yanim dutuşim Glasik eşk neyse onu yaşıyah...!! Ya da sevme haberin olmasın Men sana sevdalanip dolaşim Platonik eşk neyse onu yaşiyah...!! Sevdada oturah,yiyah içah Elele olah,gan kusah Tombilik eşk neyse onu yaşiyah..!! İstersen sevdadan kendimi kesim Sağımi solumu doğriyim biçiim Psikopatik eşk neyse onu yaşıyah...!! Eyle sevah ki gara sevda olah,Araplara benziyeh,gapgara olah Gara eşk neyse onu yaşiyah..!! Yalan söylemiyah hep doğru diyah Beraber oturah beraber yiyah Realist eşk neyse onu yaşiyah..!! Birbirimize türkü söyliyah mızıldıyah Elele tarlalarda bostanlarda gezah Romantik eşk neyse onu yaşiyah..!! Kediyi; gudiyi sen diye sevim Sen de horozi,guliyi men diye sev Sembolik eşk neyse onu yaşiyah..!! Elele tutusip kendimizi elehtriga verah Zangır zangır titriyah,ölmüyah Elektronik esk neyse onu yaşıyah..!! Chat odalarında buluşah adımızı demiyah rumuzlarla yazışah İnternat eşkı neyse onu yaşıyah..!! Ahirlarda komlarda buluşah Tezek ağıIlarının dibinde oturah Otantik eşk neyse onu yaşıyah..!! Devamı

SEVMEK

2009-05-01 12:49:00

"Sevmek" dedim. "Yoluna ölmek" dedi. "Yol" dedim. "Alıp başını gitmek" dedi. "Gitmek" dedim. Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi. "Dost" dedim. Durdu. Bana baktı. "Dost" diye mırıldandı. "Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi. "Yürek" dedim. "Dünyaları içine sığdıramadığım" dedi. "Dünya" dedim. "Hayatın bir yüzü" dedi. "Yüz" dedim. "Ardında ne gizli bilemediğim" dedi. "Giz" dedim. "Hep çözmeye çalıştığım" dedi. "Çalışmak" dedim. "Bitmeyecek öykü" dedi. "Öykü" dedim. "Binlercesini içimde gizliyorum" dedi. "Gizlemek" dedim. "İşte, her şeyin bitimi" dedi. "Şey" dedim. "Sevda" dedi. "Sevda" dedim. "Peşinden koştuğum" dedi. "Koşmak" dedim. "Hayat, bir maraton" dedi. "Hayat" dedim. "Öyle kısa ki!" dedi. "Niçin kısa?" diye sordum. "Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi. "Yaşanması gereken ne var? " diye sordum. "Aşk" dedi. "Kaç kere?" diye sordum. "Bin kere" dedi, "Milyon kere" "Neden bir kere değil?" diye sordum. "Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi. "Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum. "Keşke olsa" dedi, "Ama önce yoğrulmak gerek" "Acı çekmek mi?" diye sordum. "Evet, aşk acısında yok olmak" dedi. "Yok olunca!" dedim. "İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi. "Gerçek aşk!" dedim. "Büyük o!" dedi. Durdum. Durdum. Ve sustum! "Neden sustun?" diye sordu. "Yüreğim titredi sanki" dedim. "Neden?" diye sordu. "Bilmiyorum" dedim. "Büyük O!" "Evet" dedi, "Büyük O!" "Nerede?" diye sordum. "Her yerde" dedi. "Nasıl?" diye sordum. "Yüreğini aç" dedi. "Yüreğimi açmak!" dedim. "Bir tebessümle bak her şeye" dedi. "Tebessüm" dedim. "Her kapının anahtarı" dedi. "Kapı" dedim. "Girmeden bilemezsin" dedi. "Ya korku!" dedim. "Bilinmeyenden korkar insan" dedi. "Ben bilmiyorum" dedim. "Neyi?" diye sordu. "Ben'i" de... Devamı

CAHİLDİK AMA MUTLUYDUK

2009-02-23 21:13:00

 Dışarıda kar... Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki... Kuzinenin üzerinde demir maşa...Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri... Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu... Sucuk lükstü...Yumurta lezzetli...Ekmek her zaman ekmek gibi... Bir kez olsun kümesten yumurta almamış...bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında.. boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım...Dışarıda kar... İçeride kanaat... içeride huzur... Televizyon yoktu... Gazete de her zaman olmazdı... Öyle güzel cahildik ki.. keyfimiz bozulmazdı hiç...!! Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna râm olurduk...Kestane közlemek bütün bir gecenin mutluluğuydu...Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar... Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası... Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi...?  Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı...Çay da kokardı... Domates de...Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.Dışarıda kar... İçeride huzur...Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi... Kimin umurunda... Ne güzel cahildik...Kredi kartı borcu yüzünden intar etmiyorduk....Mutluluğun resmini çiziyorduk.... Ve huzurluyduk....NE GÜZEL CAHİLDİK.....!!!!... Devamı

HAYAT

2009-02-19 18:10:01

 Öyle bir hayat yaşıyorum ki, Cenneti de gördüm, cehennemi de... Öyle bir aşk yaşadım ki, Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.... Bazıları seyrederken hayatı en önden, Kendime bir sahne buldum oynadım.... Öyle bir rol vermişler ki, Okudum okudum anlamadım. ...Kendi kendime konuştum bazen evimde, Hem kızdım hem güldüm halime, Sonra dedim ki "söz ver kendine" Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin, Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin, Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin... Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin....Öyle bir hayat yaşadım ki, Son yolculukları erken tanıdım.... Öyle çok değerliymiş ki zaman, Hep acele etmem bundan, anladım.....Bir arkadaşın yolladığı bu ileti son derece güzel anlatıyor,,hayatın aslında bir gün kadar kısa ve okadar yaşanası bir oyun sahnesi  olduğunu acısıyla, tatlısıyla, bıkmadan, yorulmadan ve herşeye rağmen....!!!!! HERKESE MUTLULUKLAR dileyerek sizlerle paylaşmak istedim..... Devamı

MAHLUKAT

2009-02-19 18:08:00

Ve mahlukat.. Nefes nefes aşk çekerken Mevla'ya. Üstümde aşk kokusu var.. Yaşadıkça beni yontar. Ve benzetir insana . Elimde vav.. Gönlümde vav.. Gözümde vav.. Dem dem vav kesilirim.. Beni insan yapana.. Ey kalbimden geçeni bilen Allah'ım.. 'Kulum' de kâfi bana.. İster nârına garket İster nuruna...... Devamı

SEN VE BEN

2009-02-19 17:58:00

Hayat; .....Yokluğu var edecek kadar erdemli.!!!Yanlızlık; ......Dünyaya haykıracak kadar yoksun.!!!!Sen; ......Beni yokluğunla sınayacak kadar acımasız.!!!Ve ben; ......Kendimle kavgalı.......... Devamı

İKİ ŞEY

2009-02-18 23:15:00

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer : 1- Bakış açısını değiştirmek 2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek İki şey yanlış yapmanı engeller : 1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek 2- Hak yememek,,, Devamı

KISSADAN HİSSE

2009-02-18 14:10:00

 Bir padişah acemi bir köle ile gemiye binmişti. Köle hiç deniz görmemiş, geminin mihnetini tatmamıştı. Ağlamaya, inlemeye basladı. Tir tir titriyordu. Avutmak için çok uğraştılar, ama bir türlü sakinleşmedi. Padişahin keyfi kaçtı. Herkes aciz bir vaziyetteyken gemide bulunan yaslı bir adam padişahın huzuruna çıktı, 'Müsaade buyurursanız ben onu sustururum' dedi. Padisah da 'Lütfetmis olursunuz' dedi. Yaslı adam emretti, köleyi denize attilar. Köle birkaç kere suya battı çıktı. Sonra saçından yakaladılar, gemiden tarafa çektiler. Köle gemiye yaklaşınca iki eliyle dümene asıldı, oradan gemiye çıktı, bir köşede uslu uslu oturmaya başladı. Yaşlı adamın yaptığı iş padişahı hayrete düşürdü, 'Bu isteki hikmet nedir' diye sordu. Yaslı adam cevap verdi: ''Köle evvelce suya batmayı tatmamıştı. Gemideki selâmetin kıymetini bilmiyordu. İşte huzur ve saadet de böyledir, bir felâket görmeyen kimse , huzurun kıymetini bilemez... Devamı

HANGİ KURT

2009-02-17 15:23:00

Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri torunlarına eğitim veriyordu. Onlara dedi ki:'İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş. İki kurt arasında; Bu kurtlardan birisi; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor.Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği,dinginliği, alçak gönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu,anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor. Aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer tüm insanların içinde de.' Çocuklar anlatılanları anlamak için bir dakika düşündüler ve içlerinden biri büyükbabasına;'Hangi kurt kazanacak?' diye sordu. Yaşlı Cherokee kısaca cevapladı;'.........BESLEDİĞİNİZ'.......... Devamı

SEN YOKSUN

2009-02-17 15:05:00

 Sen yoksun... Boşuna yağıyor yağmur... Birlikte ıslanmayacağız ki... Boşuna bu nehir... Çırpınıp pırpırlanması... Kıyısında oturup göremeyeceğiz ki... Uzar uzar gider... Boşuna yorulur yollar... Birlikte  yürüyemiyeceğiz ki... Özlemler de ayrılıklar da boşuna. Öyle uzaklardayız... Birlikte ağlayamayacağız ki. Seviyorum seni boşuna... Boşuna yaşıyorum. Yaşamı Bölüşemiyeceğiz ki........ Devamı

BİR PINARSIN

2009-02-17 14:57:00

 Bir pınarsın içilen ama hiç kanılmayan Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan.. Özlenen sen, özleyen sen, özleten sen.. Varken doyulmayansın, yokken dayanılmayan... Devamı

DENİZLİ HOROZU

2009-02-17 13:24:00

 Denizli'de araştırma yapmak için kamp kuran bir grup üniversite öğrencisi, kamp yakınına tüneyen bir Denizli horozunun sabahın erken saatlerinde yüksek sesle ötmesinden çok rahatsız olmuşlar... Sabahın köründe ortaya çıkan horoz, önce dikleniyor, sonra dakikalarca ötüyormuş... Tabii ekipte ne uyku ne de huzur bırakmıyormuş... Sonunda sabırlar tükenmiş... Susturmak için başlamışlar horozu kovalamaya... Horoz önde.. Gençler peşinde... Mahalle arasına dalmışlar... Kovalamacayı gören, fakat bir anlam veremeyen yaşlı dede, seslenmiş: - Hey, evlatlar!.. Bu zavallı horozu niye ürkütüyorsunuz?.. - Dede, sabahın köründe ötmeye başlıyor, kampı ayağa kaldırıyor. O yüzden başını keseceğiz!.. - Yazıktır evladım yapmayın!.. demiş ihtiyar, bırakın, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsız etmez sizi... Gençler bunun üzerine kovalamayı bırakmışlar. Ertesi sabah, hafif "gak - guk" sesleri dışında horozdan kayda değer hiçbir ses çıkmadığını görünce de şaşırıp dedeye koşmuşlar: - Yahu dede, ne yaptın da bu horozun sesini kestin?.. İhtiyar gülmüş: - Kıçına zeytinyağı sürdüm. Horoz kabararak ötmeye yeltendiğinde, gerisi tutmuyor ki kuvvet alsın... Ancak "gak - guk" edebiliyor... KISSADAN HİSSE: eğer arkan sağlamsa herkese diklenirsin....!!!!!!! Devamı

DİYET MARŞII

2009-02-17 13:13:00

Dostlar atışır da yiğitler susar mı? Elma ilen armut, biftek yerini tutar mı? Adem olan light marul yutar mı? Er kişi hazzetmez kepekten, liften Zarar gelmez hiç ufak bir göbekten...Doymuş ile doymamış bir olur mu? Sıratta kaloriden sual olur mu? Hiç nutrasweetten baklava olur mu? Er kişi hazzetmez kepekten, liften Zarar gelmez orta boy bir göbekten...Coşar su deli gönül börek, mantı , pizzayla Ürkütme gözünü hiç hacimle enle boyla Elastik bir heyvandır mide olur yayla Er kişi hazzetmez kepekten, liften Zarar gelmez hiç tahterevan bir göbekten...Çiçek dalda güzeldir, et şişte... Üç beyazı tartışmak boş bu işte Fikirler değişir her yiyişte Er kişi hazzetmez kepekten, liftenZarar gelmez kimseye muhteşem bir göbekten... Devamı

KIZILDERELİ

2009-02-17 11:53:00

 Bir gün New-York'ta bir grup is arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar...Gruptan biri, Kızılderili'dir...Yolda yürürken insan kalabalığı,siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında ilerlerken, Kızılderili, kulağına çırçır böceği sesinin geldiğini söyleyerek çırçır böceği aramaya baslar. Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam eder...Aralarından bir tanesi inanmasa da,onunla aramaya devam eder... Kızılderili , yolun karşı tarafına doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder...Binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir çırçır böceği bulurlar.Arkadaşı, Kızılderili'ye: "Senin insanüstü güçlerin var...Bu sesi nasıl duydun?" diye sorar.... Kızılderili ise;bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek, arkadaşına kendisini takip etmesini söyler... Kaldırıma geçerler ve Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar...Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldiği tarafa bakarak, onun ceplerinden düşüp düşmediğini kontrol eder...Kızılderili, arkadaşına dönerek:"Önemli olan, nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğindir.... Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin..." der. Devamı

LAFINI ESİRGEMEMEK

2009-02-17 11:51:00

 Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill' e kızgın kızgın şöyle seslenir: - "Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım." Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır:  Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim."Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış. Sokrates, gayet sakin: "Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum" demiş. Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile' ye hasımlarından biri:- "Efendim" demiş, Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?"Galile: - "Doğru" demiş, "Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mi?" Bir filozofa sormuşlar: - "Şansa inanır mısınız?" Filozof:- "Evet, yoksa sevmediğim insanların başarılarını neyle açıklayabilirdim." Devamı